×

BASINDA YÜKSELEN: EN KOLAY ŞEY ELEŞTİRMEK

Genel Müdürümüz Zekai Özgür'ün üçüncü kez konuk olduğu Hürriyet Gazetesi'ndeki yeni yazısı yayınlandı.

0%
*Bu yazı tahmini 7 dakika 47 saniye okuma süresine sahiptir.

“Çocuklarınıza sevginizi verebilirsiniz ama düşüncelerinizi değil!
Çünkü onların kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini barındırabilirsiniz ama ruhlarını değil,
Çünkü onlar, sizin düşlerinizde bile gidemeyeceğiniz,
Geleceğin evinde otururlar.
Onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama onları kendinize benzetemezsiniz,
Çünkü yaşam durmaz; geriye değil, ileriye akar.
Sizler birer yay, çocuklarınız da geleceğe fırlattığınız canlı oklardır.”

Khalil Gibran (Lübnanlı Yazar Ozan)

1999'da meydana gelen depremde yaşanan gerçek bir olay bir çocuğu sürekli eleştirmenin onu ne hale getirdiğine ibretlik bir durum. Deprem esnasında koca bina büyük bir gürültüyle sallanırken o sırada anne kızına: “Kızım neredesin” diye canhıraş bir şekilde seslenince kızından korkuyla şöyle bir cevap gelir: “Anne vallahi billahi ben yapmadım.” Bu olay sürekli eleştirilen bir çocuğun ne hale geldiğini anlatan ibretlik, aynı zamanda korkunç bir olay. Sürekli yapılan olumsuz eleştiriler çocuğun öz güvenini yok eder; korkak, içine kapanık, mutsuz, hemen her durumda savunma mekanizmasını devreye sokan, yetersizlik duygusuna kapılmış biri haline gelir. Uzmanlara göre sık eleştirilen bir çocuk kendine karşı olumlu duygular beslemiyor ve çevresini de aynı duygularla algılıyor. Bu durum da ileri ki dönemlerde saldırgan ve güvensiz olmasına neden oluyor. Ünlü yazar ve psikolog Dorothy Law Nolte şöyle demiş: Eğer, bir çocuk sürekli eleştirilmişse; kınamayı ve ayıplamayı öğrenir.

ELEŞTİRİ YAPICI, YÖNLENDİRİCİ OLMALI
Peki çocuklarımızı hiç eleştirmeyecek miyiz? Onları yanlışlarıyla yüzleştirmeyecek miyiz? Elbette ki eleştireceğiz. Aksi takdirde kendisini ‘mükemmel’ olarak değerlendirerek, kendini beğenmiş, başarısızlık ve hatalara tahammülü olmayan, içi boş bir yüksek öz güven oluşturacaktır. Yalnız eleştiri bizim genelde yaptığımız gibi olumsuz eleştiri şeklinde değil, yapıcı ve yönlendirici tarzda olmalı. Eleştiri çocuğun kişiliğine değil, yanlış davranışına yönelik, sevgi ve destek verici bir yaklaşımla dile getirilmeli. “Bunu neden böyle yaptın”, “Şunu neden şöyle yapmadın” şeklinde yaptığı yanlışı, hatayı ifade ederek değil, oturup olumlu bir ortamda ne yapması gerektiğini nasıl yapması gerektiğini karşılıklı konuşarak yapılmalı. Doğru şekilde yapılırsa çocuk ders alır ve aynı hatayı tekrarlamaktan kaçınır. Yine Dorothy’nin ünlü şiirinde ifade ettiği gibi, “Eğer bir çocuk desteklenip yüreklendirilmişse, kendine güven duymayı öğrenir.”

KATRİLYONLARCA NASİHAT SONUÇ VERİRDİ Mİ?
Her insanın olduğu gibi çocukların da hataları başarısızlıkları olabilir, olacaktır da. “Ben seni bu konuda uyarmıştım, sen bu hatayı nasıl yaparsın?” diyemezsiniz sevgili anneler, babalar ve öğretmenler. Sizlere de anne babalarınız, öğretmenleriniz tembihlerde bulunmuştu; nasihatler etmişti. Ama nasihat edilen konularda da başka konularda da hatalar yaptınız, başarısız olduğunuz durumlar oldu. Eğer nasihatler, tembihler, eleştiriler sonucu hatalar yok edilebilseydi insanlığın var oluşundan bu tarafa yapılan katrilyonlarca tembih ve nasihat sonucu günümüzde hata diye bir şey kalmazdı. Çocuklar da tıpkı sizin gibi pek çok şeyi, yanlışı doğruyu yaşayarak öğrenecek. Bir yanlış, bir başarısızlık karşısında kızmak, bağırmak, çağırmak size bir şey kazandırmaz; sizi amacınıza ulaştırmaz. Aksine çocuğunuzun, öğrencinizin öz güvenini yitirmesine, yetersizlik duygusu oluşturmasına, saldırgan bir kişilik geliştirmesine sebep olursunuz. Ne demiş atalarımız: “Aç bırakırsan hırsız, çok söylersen arsız olur.”

BİR ÇOCUĞUN SESLENİŞİ
Bir çocuğun büyüklerine ve arkadaşlarına seslenişiyle yazıma son vermek istiyorum:
“Bazen kendimi köşeye itilmiş gibi hissediyorum. Beni anlayın benim farkıma varın istiyorum. Farklı düşünce ve fikirlere saygı gösterin, ‘saçma sapan’ demeden, beni başka birisi olmaya zorlamadan, çocuk olduğumu ve yanlış yapmaya hakkım olduğunu bilin istiyorum. Bazen bir çukurda, bazen bir boşlukta gibi pır pır eden küçücük yüreğim arıyor sizi. Annem, babam, öğretmenlerim, arkadaşlarım neredesiniz? Ben buradayım! Bir el atsanız çok kolay çıkacağım buradan. Sizlere ihtiyacım var. Ben mükemmel, her alanda başarılı, her şeyin üstesinden gelebilecek birisi değilim. Ben bir çocuğum!”

Anne ve babalarımızın, öğretmenlerimizin çocukları olumsuz eleştirmemeleri, onların kişilik ve düşüncelerine değer vermeleri, onlara destek olmaları dileğiyle hoşça kalın…

ZEKÂİ ÖZGÜR KİMDİR?
Zekâi Özgür, Ankara Bahçelievler Öğretmen Okulu mezunu. Yurdun çeşitli yerlerinde görev yaptıktan sonra 1988 yılında Anadolu Üniversitesi’ni, 390 bin öğretmen arasında Türkiye 8’incisi; Ankara 3’üncüsü olarak bitirdi. Meslek hayatı süresince çalıştığı yörelerde eğitim-öğretimin kalitesinin artmasına katkılar sağladı. Çalıştığı her yerde Anadolu liselerine öğrenci hazırladı. Yüzlerce öğrenciyi Anadolu liselerine yetiştirmeyi başardı. Milli Eğitim Bakanlığı’nca Onur Belgesi, İlköğretim Genel Müdürlüğü’nce iki kez aylıkla ödüllendirme, değişik yıllarda olmak üzere Ankara Valiliği’nce iki takdirname, kaymakamlıkça üç takdirname, iki başarı belgesi ve Ankara İl Eğitim Müdürlüğü’nce 22 teşekkür belgesiyle ödüllendirildi. Sayısız kurs ve seminere katıldı.

Yazının Hürriyet Gazetesi'ndeki linki:

http://www.hurriyet.com.tr/egitim/en-kolay-sey-elestirmek-41349330

 

 

* OECD ülkelerinin üniversite mezunlarının dakika başına okuyabildiği kelime sayısı baz alınmıştır.